ArtPietra Old Brick Kültür Tuğlası

DEKORATİF KÜLTÜR  TUĞLASI – DEKORATİF DOĞAL TUĞLA VE ÇEŞİTLERİ

ArtPietra Old Brick Kültür Tuğlası

ArtPietra Old Brick Kültür Tuğlası beton esaslı bir ürün olup, içeriğinde çimento ve kum barındırmaktadır. Farklı renk pigmentleri kullanılarak renklendirilen kültür tuğlası kaplama malzemesi dilediğiniz mekanlarda kullanılabilir. Orijinal eski tuğlalardan kalıplar alınarak elde edilen bu yapı malzemesi iç mimar ve mimari tasarımlarda sıklıkla kullanılmaktadır. Old Brick Kültür Tuğlası 10 farklı renk ve doku ile üretilmektedir.

Ürün renk ve uygulama örnekleri için tıklayınız…

Old Brick BlancoOld Brick CremaOld Brick RosaOld Brick NarranjaOld Brick CottoOld Brick RojoOld Brick MarronOld Brick AscuasOld Brick GrisOld Brick Antracita

ArtPietra Old Brick Kültür Tuğlası

ArtPietra Old Brick Kültür Tuğlası duvar kaplamaları sorunsuz çözümler üretir. Farklı tuğla türleri, farklı ebat ve renkler vardır. Son yıllarda mimari projelerde en çok tercih edilen kültür tuğlası kaplama malzemesi dekoratif taş ve dekoratif tuğla oldu. Genellikle tuğlayı duvardaki yapıyla ilişkilendiririz. Dekoratif tuğlalar aynı zamanda duvar kaplaması olarak ya da orijinal iskeleti sergilemek için tarihi binaların yenilenmesinde de kullanılabilir. Antik çağlarda yoğun olarak kullanılmış olan tuğla izlerini hala günümüzde görmemiz mümkün. Gördüğümüzde hayret ve hayranlık o yapıtlara bakıyor ve eskiler ne güzel ne sağlam yapmış diye içimizden geçiyoruz dur. Her şeyin en güzelinin doğal olanı makbul bu taş, tuğla bile olsa. ArtPietra Old Brick Kültür Tuğlası ürünleri gerçeği aratmayacak kadar orijinaldır. Etkileyici görüntüsüyle sizleri mest edecek ve sıcaklığıyla ruhunuzu ısıtacaktır. Dekoratif tuğla kaplama da Türkiye’nin en çok tercih edilen dekoratif tuğla modeli olan kültür tuğlası doğal kaplama olarak tüm mekânlarda kullanılmaktadır. Betonarme yapılardan sıkılan kişiler için ideal bir dekorasyon malzemesi olan kültür tuğlası fiyatları düz kaplama m2 ve köşe kaplama metre tul olarak fiyatlandırılmaktadır.

ArtPietra Old Brick Kültür Tuğlası

Barok mimarisi 16. ve 18. yüzyıllarda boy gösteren ve müzik ve diğer sanat dallarında da etkilerinin görüldüğü bir akımdır.Özellikle kiliselerde bu akımın etkilerini mitolojik kaynaklardan aldığına rastlanır.İşlemeli duvarlar ve görkemli bahçeler ile etkileyici bir üsluptur.Barok üslubun en popüler temsilcisi Paris’te bulunan Versay Sarayı olduğu bilinmektedir.Barok dönemi yapılarının biraz gösteriş ve lüks merakından kaynaklandığı da söylenir.O dönem prenslerinin halklarına güçlü olduklarını göstermek istemesi ve diğer prensliklere gösteriş merakından kaynaklandığı da bilinmektedir.

Barok olarak bilinen sanat dönemi, on yedinci yüzyılın tamamı ile on sekizinci yüzyılın ilk yirmi yıllık sürecini kapsamaktadır. Barok sanat, on yedinci yüzyıl başlarında papalık Roma’sında özellikleri açıkça belirlenmiş bir üslup olmaktan çok, tüm sanat kollarında görebileceğimiz gibi, bir eğilim, bir zevk kısacası bir moda şeklinde ortaya çıkmıştır.

Barok sanat, kuramsal kavramlar açısından ele alınacak olursa, başlıca özelliğinin temelden belirsizliğe dayandığı görülür. Barok sanatçılar kendilerini Rönesans’ın varisleri olarak kabul edip onun normlarını kabul ettiklerini iddia etmekle birlikte bu değerleri öz ve anlam olarak sistematik bir şekilde çiğnemişlerdir. Rönesans ne kadar dengeli, aşırılıktan uzak, ağırbaşlı, mantıklı ve akla yakın bir üslup ise Barok da bir o kadar hareketli, yenilik heveslisi, sonsuzluk ve sınırsızlığa büyük eğilimi olan, aykırılıkları ve bütün sanat biçimlerini cüretli olarak kaynaştıran bir üslup demekti. Bir önceki devrin sakin ve kendine hakim tavrına karşın Barok alabildiğine çarpıcı, coşkun ve gösterişliydi.

Barok’ terimi İspanya’da tam düzgün olmayan garip şekilli inci anlamına gelirken, İtalya’da fazla diyalektik değeri olmadan bilgiçlik taslayarak yürütülen çarpık bir tartışmayı belirliyordu. Bu terim zamanla hemen hemen bütün Avrupa dillerinde aşırı, şekli bozulmuş, anormal, olağan dışı, saçma ve düzensiz kelimeleri ile eş anlamlı olarak kullanılmaya başlandı. Ve on sekizinci yüzyıl eleştirmenleri tarafından bu anlamı ile benimsenerek tüm bu özelliklere göze batar bir şekilde sahip olduğuna inanılan bir önceki yüzyılın sanatını tanımlamak için kullanıldı.

Bu devrin mimaride en çok dikkat çeken iki yapı türü kilise ve saraylardır. Bunların arasında, değişik şekilleri ile, katedral, dinsel bölge kiliseleri, manastır yapıları ve kent içinde ve dışında yapılan büyük ve gösterişli konak ve köşklerle hepsinin üzerinde devrin özelliklerini tam manası ile yansıtan kral saraylarını sayabiliriz.

Barok mimari, sütun, kemer, üçgen alınlıklar, frizler ve benzerleri gibi geleneksel klasik şekillerden ne tamamen vazgeçer ne de bunları reddeder. Fakat bazı yaratıcı ve garip yollar kullanarak bunların biçimini değiştirir. Kapı, pencere ve yapıların üzerindeki alınlıklar genellikle yarım daire ya da üçgen şeklinde olur.

Hareketli bir görünüş yaratmaya gönüllü olan Barok mimarlar bunu başarmak için de yapılarının duvarlarını ‘taştan kuruturlar’ gibi düşünerek değil de, birer heykel üzerinde çalışıyormuş gibi şekillendirirler. Böylece dalgalı cephe, özellikle İtalya’da, Barok mimarinin motiflerinden birisi olmuştur. Burada, kıvrımlardan oluşan cephe yapının geri kalan kısmından iki yanındaki dalgalı girintilerle ayrılarak daha da belirginleşen orta cephenin üstünlük kazanması özelliğini de yansıtmış olmaktadır.

Barok mimarlar için yapı, bir dereceye kadar bir çeşit büyük heykel anlamı taşıyordu. Yapının bu anlamda kabul edilmesi ise benimsenecek zemin planını ( bir yapının yukarıdan bakılınca görülen ana hatları ) büyük ölçüde etkilemekteydi. Bu durumda, Rönesans devri mimarlarının özellikle tercih ettikleri basit, süssüz ve çözümsel planları olduğu gibi bir kenara itmek gerekiyordu. Onun yerine, artık bir inşaat ya da her biri bağımsız çeşitli parçaların birleşmesiyle yaratılmış olarak kabul edilmeyen mimari, daha çok yoğun bir kütleden, sınırları belirlenerek oyulan ve biçimlendirilen bir kavram olarak düşünüldüğünden, buna daha uygun düşecek karışık, süslü ve dinamik şekiller uygulanmaya başlandı.

Barok dönemde plan tipleri elips ya da oval plan ile karışık geometrik şekillerden çıkarılan güç ve karmaşık plan tipleridir. Bu karmaşık geometrik formlu plan tipleri üzerinde yükselen eğrisel formlu duvarların üzerileri ise genellikle, daha önce pek önemsenmeyen bir üst örtü formu olan kubbe ile örtülmüştür. Kubbenin kemerlerle ağ gibi örülmesi ve üç boyutlu teorem fikrini yansıtması basit bir kuraldan hareketle karmaşık bir şekle varma arayışını en aşırı bir şekilde yansıtmaktadır.

Barok devrin mimarisinden bahsederken atlanılmaması gereken en önemli unsurlardan biri de kuşkusuz ışık kullanımıdır. Işık dönemin resim algısında olduğu gibi esaslı bir öge olarak kabul görmüş ve parlak bir şekilde aydınlatılmış alanlarla karanlık bırakılmış alanlar arasında zıtlık oluşturacak şekilde uygulanmıştır. Örneğin; hafif aydınlık bir kilise ana giriş kapısına en uzak noktadan ışıklandırılarak iç mekanda etkileyici ve çarpıcı bir hava yaratılmıştır. Işığın bahsettiğimiz şekilde çarpıcı bir üç boyutlu efekt yaratabilmesi için; çok fazla ileri fırlamış ya da çıkıntılı bölümlerin hemen yanına derin girintili bölümler yerleştirmek, mermer kaplı, sıvalı bir duvarı herhangi bir şekilde pürüzlü görünüme kavuşturmak için kaba ve büyük taşlar kullanarak yüzeyi parçalamak gibi çeşitli uygulama biçimleri geliştirilmişti.

Mimari yapılarda bir sütun ya da payeyi bir diğerine bağlayan kemerler de Rönesans devrinin yarım daire formundan çıkarılarak eliptik ya da oval biçimde uygulanmıştır. Ayrıca kemerler döneme özgü bir uygulama ile çifte kavis şekli verilerek ( hem karşıdan hem de üstten kavisli ) inşa edilmişlerdir.

Mimari yapılarda barok dönem süslemesinin fazlaca görüldüğü yerlerden biri bazen tek bazen çift olarak kilise cephelerinde ve ara sıra kubbe üzerinde görülen kulelerdir. Hemen her zaman çok karmaşık ve ağır süslemeler içeren kule uygulaması yoğun olarak Avusturya, Almanya ve İspanya gibi ülkelerde uygulama alanı bulmuştur. Kuleler dışında kapılar, saçaklar, kemerlerin kilit taşları, iki ucun birleştiği tüm köşeler gibi akla gelebilecek her ayrıntının üzeri volütler, stükko figürler, büyük, karmaşık ve görkemli süslemeler içermektedir.

Rönesans mimarisinin klasik, alışagelmiş, durağan ve kurallı yapısını yaratıcı bir düş gücü ile yoğurup harmanlayarak yeni, heyecanlı, iddialı ve cesur formların yaratıldığı Barok dönem, İtalya’da ortaya çıkmasına rağmen Avrupa’nın pek çok ülkesinde uygulama alanı bularak Güney Amerika’ya dek ulaşmış ve kesin çizgileri olmadan yoruma açık uygulamaları ile bölgelere göre çeşitlilikler ortaya koymuş bir sanat dönemidir. Bu güçlü sanat akımı yerini kendinden sonra gelen Rokoko ve Ampir sanat uygulamalarına bırakmışsa da sahip olduğu güçlü etkiyi bugün dahi sürdürmektedir.

Barok mimarisi döneminden esinlenerek üretilen ArtPietra Old Brick Kültür Tuğlası  Tüm konut, villa, idari, kamu, sağlık, sosyal, kültürel yapılarda, Kafe, Pastane, Bar, Mağaza, Restoran, Spor Salonu, Kuaför, Güzellik Merkezi, Ofis, Daire içlerinde, Tv ünitesi arkasında, duvar dekorasyonu tasarımlarında tercih edilir bir uygulama olmuştur. Sizde yaşam alanlarınıza bir yenilik sıcaklık katmak isterseniz  ArtPietra Old Brick Kültür Tuğlası ile ilgili bizi arayınız…

İletişim Bilgileri

0216 3 244 244

@Arkhestone